Kendini Bulmak

Kendini Bulmak

 

Ego ya da nefs adı verilen güç, bizi kandıran ve bizi felakete götüren şeytani dürtüler sinyaller yollar. Mesela öfke duygusunu ele alalım. Birden bire bizi öfkelendiren bir olay olur, tam da bu anda vücudumuzun aldığı gerilim yüklü çirkinleşen şeklimizi göz önüne getirelim. Bu doğal bir duruş mudur? Hayır!  Bu bizi iyi hissettirmez. İyi ve huzurlu hissettirmediği için doğal değildir. Öfke, nefret haset kin tutmak bize ait bir duygu değildir. Yapaydır. Sabredilirse kısa zamanda söner. Sabredilmezse acıya neden olur. Pekiyi ya huzura ne demeli? Huzur varlığımızın özüne ait bir duygu mudur? Evet! Kendimizi huzurlu hissettiğimiz, sakin ve mutlu hissettiğimiz anlarımızı hatırlayalım. Her şey yolundadır değil mi? Bu durumun sonsuza kadar sürmesini isteriz. Çünkü huzur ve mutluluk özümüze aittir. O bizim gerçek evimizdir.

Ruhun nasıl kemale ereceğini öğrenmek için yolumuz uzundur ve en önce yanlış bildiğimiz ve bizi yanlış yönlendiren birçok kavramı düzeltmemiz gerekiyor. Bunun için iyi bir analiz yapmak, duyguların ve dürtülerin kaynağını belirlemek gerekiyor. Yapay olanlardan kurtulup orijinal olanlara yönelmek için farkındalık kazanmamız gerekiyor.

Şu ana kadar anladık ki; yeryüzünde iyilik yapmak, Allah’a ibadet etmek, insanlara merhamet etmek, yardımlaşmak sevmek bize huzur veriyor. Bu nedenle bu eylemler orijinal gerçek ve doğamızın parçası olan eylemlerdir diyebiliriz. Öte yandan yeryüzünde insanlara kötülük yapmak, zulmetmek, şehvet duygularını kabartmak, insanların arasını açmak insanlara kin gütmek varlığımızı huzursuz ediyor. Bize gerilim yüklüyor. O halde bu eylemler varlığımızın özünden gelmiyorlar. Yani yabancı kaynaklı hisler veya duygulardır. Yapay olduklarını şöyle de anlayabiliriz. Öfke ne kadar şiddetli olursa olsun sönmeye ve yok olmaya mahkumdur. İnsanın terkibi bu gerilimi uzun süre taşıyacak şekilde programlanmamıştır. O halde ruhumuzu huzura kavuşturmak için bunlardan uzak duracağız. Temel kriterimiz, bizi huzurlu tutacak eylemlerde bulunmak olmalıdır.  Birçok insanın hayatını değiştirmek ve dönüştürmek gibi bir gücümüz olmayabilir.

 

 

Yardımlaşma Huzur Getirir

 

 

Ancak bir çaresiz insana bir ekmek verebilmek dahi bize o huzuru verir. Hiç paramız yoksa bir selam bir gülümseme bile bize huzur verebilir. Bize huzur verecek eylemlerde bulunmak, ruhumuzu olgunlaştırır kemale erdirir. En sıkıntılı zamanlarımızda bu evrende ve diğer tüm alemlerde sonsuza kadar güvendiğimiz tek dostumuz -yaratıcımız olan yüce Allah’a (c.c) el açıp ondan yardım dilemenin, kalbimize doldurduğu ferahlığı ve rahatlığı hissediyoruz. En huzurlu olduğumuz anlarda, yine yüce Allah’a (c.c.) el açıp şükürlerimizi dile getirdiğimizde tüm varlığımızın huzurla dolduğunu görüyoruz. Dua, bizi bu kargaşa dolu dünya hayatından çekip alan ve sonsuz huzur pınarlarına götüren tek sermayemizdir.

O halde ruhumuzu olgunlaştırmak ve kemale erdirmek için bu en güçlü aracımızı yani duayı sık sık kullanalım. İkinci olarak dünyadan tamamen el etek çekerek;  ibadetimizi yaparken yaşadığımız o huzuru hatırlayalım. Bizi bu huzurdan alıkoyan şeytani dürtülerin yoğun saldırılarının, ibadet esnasında yoğunlaştığına dikkat edelim. Bu dürtüler, bizden değiller. Bizim huzurlu olmamızı istemiyorlar. Acı çekmemizi istiyorlar. Bunun farkındalığını iyice kazanmamız gerekiyor. Ne zaman bir iyilik yapmaya çalışsak, zihnimize adeta hücum eden birçok negatif kötü enerjilerin ve dürtülerin bozucu etkileri altında kalırız. Bu da imtihan dünyasının dualitesinin bir gereği olarak karşımıza çıkar. Hayat arenasında kötülükle ve onu telkin eden ego ile mücadele etmek gibi zor bir görevimiz vardır.

 

 

Kalpler sadece Zikir ile Temizlenebilir

 

 

Allah (c.c) zikri ile kalplerin tertemiz olduğunu tekrar belirtmek isterim. Kalpler, arzularla kirlenir. Budha bu konuda bana göre haklıydı. Ancak eksik olan nokta, Allah’a ibadetin ve O’nu zikretmenin insanı kendi özüne döndürebileceği gerçeğinin vurgulanmaması idi. Arzuların kötü ve karatıcı etkisi zikirle yok edilebilir. Ruh, Dünyaya ait olan şehvani duygularla kararır. Onu temizlemenin en iyi yolu zikirdir. Allah’a ibadet etmenin insana verdiği huzuru tadan insanlar zikrin de ne kadar etkili olduğunu bilirler. Yatmadan önce, insan eline bir tespih alıp Allah zikrini yapmaya koyulduğunda, hayatında ve iç aleminde dönüşümlere şahit olur. Allah’a ulaşmak için mükemmel bir köprümüz vardır. O da kalbimizdir. Kalplerimizi Allah zikri ile ve O’nun güzel isimleri ile dolduralım ve mucizelere şahit olalım.

 

 

Kim Olduğumuzu Bulmak Zorundayız

 

 

Gerçeği kavramak başlıklı konumuzda insanın gerçek ve yegane amacının dünya uykusundan uyanmak ve gerçeği kavramak olduğunu söylemiştik. Kim olduğunu bulmak gerçeği kavramaktır. Bu açıdan “Nefsini (Kendini) bilen rabbini bilir” Hadisi şerifine daha dikkatli odaklanmamız gerekiyor. Peygamberlerin ermişlerin sözleri evrenleri sarsacak kadar güçlüdür. Ne var ki o sözlerin gücü her insanda aynı etkiyi bırakmaz. Bunun nedeni bu sözleri algılamak için var olan potansiyel gücü devreye koymaktaki başarısızlığımızdır.

Gerçeği bulmak isteyen insan sayısı azdır. Peygamberler karanlık dünyamıza ışık saçmak üzere yeryüzüne indirilen ve örnek alınması gereken yüce insanlardır. Bu insanların amacı insanlığa hizmet etmek ve gerçeğin yolunu göstermektir. Fakat çok az insan gerçekten iradesini tam olarak ortaya koyar ve gerçeğin peşine düşer. Kurulu düzenini bozarak, dünyadaki mevkiini, parasını, varlıklarını elinin tersi ile iterek, gerçeğin peşinde koşmayı göze alacak insan sayısı çok azdır.  Peygamber efendimiz Muhammed (S.A.V) “Nefsini bilen rabbini bilir!” sözü ile ne demek istiyor? Kitabın başlangıcında bahsettiğimiz öz varlık, ben ya da ruh kavramını hatırlayın. Derin ve uzun süren tefekkür ve ibadetlerin ardından varlığınızın ufkunda belirecek olan ışık patlamasını idrak edin.

Bu patlama gerçekleştiğinde, birden bire aydınlanma erme dediğimiz olay gerçekleşir. Birden bire bütün dünya gözünüzde bir toz zerresine dönüşür. İleride değineceğimiz tasavvuf erbablarının “zikir” yolu ile kapalı olan letaifleri açma çabalarının ardından gerçekleşen manevi alemlerde seyir tecrübelerinin verdiği lezzetleri düşünün. Şems Tebrizi Hazretlerinin Mevlana gibi bir alime manevi kapıları açarak onu nasıl dönüştürdüğünü hatırlayın. Mevlana bir alim idi ancak başlangıçta bir arif değildi. Ta ki Şems ile tanışana kadar… Arif ile alim arasında büyük farklar vardır. Alim kişi ilim insanıdır. Kitaplar okur kitaplar yazar fetvalar verir insanlara yararlı dersler verir, içtihatlarda bulunur. Fakat arif insan manevi alemlerde seyahat eden insandır. Gerçek derinliğe sahip olan ermiş kişidir. Madde alemde görünenin ve görünmeyenin bir çok sırrını bilir. Şems Tebrizi bir alim değildir, ancak o bir ariftir. Mevlana ile tanışmasını hatırlayınız. Mevlana’nın kitaplarını havuza atışını ve kitaplarla ermenin mümkün olmadığını vurguladığı olayı hatırlayınız. Şems Mevlana’nın kitaplarını havuza atar. Mevlana babasından yadigar tek bir kitap için çok derinden üzülür. Şems elini uzatır ve bu kitabı havuzdan çıkarır. Diğer tüm kitaplar ıslanmış ve mürekkepler tüm sayfaları dağıtmıştır. Fakat Şems’in havuzdan çıkardığı kitap kupkurudur. Islanmamıştır. Onu alır ve Mevlana’ya verir. Bu tip kerametlerle Mevlana manevi yolculukların hazzını almaya alıştırılır. Şems’e olan hayranlığını Mesnevi eserinde dile getirir. Alim insanın kerametleri olmayabilir. Fakat arif insanın kerametleri olur. Bütün ariflerin eserlerine odaklandığımızda hepsinin verdiği mesajın aynı olduğunu görüyoruz. “Kendini bul!” Bu öneri o kadar basittir ki, zihnimiz bu olayı çözemiyor ve daha karmaşık bir şeyler arıyor. Bu kadar basit olamaz diye bizleri şartlandırıyor.

“Kendim” dediğimiz varlık nerededir? Ona giden bir yol var mıdır? O ne kadar mesafe ötededir? Ona gitmek için nasıl bir araç kullanılmalıdır? Tüm bu soruları soran insanlara verilecek tek cevap insanın kendini bulması için gitmek zorunda olduğu hiçbir yerin olmadığıdır. İnsan kendini bulmaya çabaladıkça kendinden uzaklaşmaya başlar. Hiçbir eylem yapmadan ve zihinde hiçbir hareket başlatmadan olan biteni seyre dalmak ve tek bir soru üzerine yoğunlaşmak yeterlidir. “Ben kimim?”  “Kendimi nasıl bulabilirim?” Bu soruyu on binlerce kez sormak zorunda kalabilirsiniz. Belki de bu süreç yıllarca sürebilir. Ama siz her soruşunuzda kaynağa doğru biraz daha kazmış olacaksınız. Ben kimim sorusu bu kaynağı ortaya çıkaracak çok güçlü bir hafriyat aracıdır. Sormayı kestiğiniz anda ise çalışmalarınız oracıkta kalır ve bir verim almanız mümkün olmaz. Bir hazine arayan bir insan, hazinenin kesin yerini tespit ettiğinde, orayı kazmaya devam eder. Hazineyi bulana kadar kazar. Eğer kazma işini yarıda bırakırsa, hazineye ulaşamaz. Ben kimim diye soranın durumu da tıpkı hazineyi çıkarmaya çalışan kişinin durumu gibidir. O, kazmayı yarıda kesmemesi gerektiğini bilir. O halde kendinize bir iyilik yapın ve yalnız kaldığınız özel zamanlar üretin. Bu özel zamanların değerini bilin. Bu zamanlarda elinize bir ayna alarak ve aynadaki kişiye odaklanarak ben kimim diye sormaya devam edin. Kendinizin beden olmadığınızı bulmak başlangıç için büyük bir ilerlemedir. Bu eylemi yaparken zihniniz sizi meşgul etmek için ve dikkatinizi dağıtmak için var gücüyle çabalayacaktır.

Zihniniz, sizi “şimdiki an” boyutundan çıkarıp geçmiş hatıralara sürüklemek isteyecektir. Zihnin huzursuz olduğu tek zaman dilimi “şimdiki an” dır.  Zihin geçmişe gider, olayları derler toplar ve zihin ekranınıza getirir. Bazen de henüz gelmemiş olan gelecekten kuruntular kurgular ve önünüze yığar. Sizi asla “şimdiki an”da tutmak istemez. Oysa hayatın birebir canlı yaşandığı tek gerçek zaman parçası “şimdiki an”dır. Zihnin bu hileci ve kurnaz davranışını idrak ettiğinizde, onun bu oyunlarına dikkatinizi vermemeye başlayacaksınız. O sizi alıp götürdükçe siz kendinizi çekip “şimdiki an”  boyutuna getireceksiniz. Buna hayatı birebir yaşamak denir. Tam da bu özel anlarda kişi kendini bulmak için bir fırsat elde eder. Hayatın karmaşasından stresinden uzaklaşarak, o çok korktuğu yalnızlığın içine cesaretle girerek kendini bulmaya başlar.

 

 

“Bilge Olmak İstiyorum” İsimli kitabımdan alıntıdır…

The following two tabs change content below.

Enerji Mühendisliği

Güncel Teknoloji haberleri, enerji haberleri, bilim ve teknik kişisel bloğu...

Latest posts by Enerji Mühendisliği (see all)

Enerji Mühendisliği

Güncel Teknoloji haberleri, enerji haberleri, bilim ve teknik kişisel bloğu...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.