Kişisel Gelişim ve Cesaret

Kişisel Gelişim ve Cesaret

Kişisel Gelişim ve Cesaret kişinin gelişiminde önemli
kavramlardır. Cesaret hayat mücadelesinde daima aşılması
gereken bir engel olarak önümüze çıkar. Yaşamın her
alanında karar verme aşamasına geldiğimizde vereceğimiz
önemli kararları almak için cesarete ihtiyaç
duyabiliriz. Çoğu insan, insanlığın seyrini değiştirecek
potansiyele sahip iken cesaret edemedikleri için
becerilerini ortaya koyamadan bu dünyadan göçüp gider.
Eğer bir insan yeterince cesur olamazsa -yeterince
samimi de olamaz. İçeriden kirli dolambaçlı sinsi
planlara boğulur. İçi ve dışı arasında uçurumlar kadar
fark olur. Kişi bölünür. Maskeler takınmak zorunda
kalır. Eğer kişi yeterince cesaret gösteremezse kalbinin
yolunu da izleyemez. Mesela yeterince sevemez. Korkular
hep onu dizginlemek için karanlık bekçiler gibi
oradadır. Eğer insan yeterince cesur değilse kimseye tam
olarak güvenemez. İlişkilerinde daima kendisini garanti
almak için planlar kurar. İçi rahat değildir.

Hayat sadece “an” dan ibarettir:
Hayat çok canlıdır ve sürprizlerle dolu olan kısa zaman
dilimlerinden ibarettir. Bir önceki saniye ölüdür- bir
sonraki saniye gelmemiştir ve ne getireceği bilinmez.
Sadece içinde bulunduğun saniyeye kısılmıştır hayat… O
yüzden bu kısa zaman kavramının sürprizlerini
karşılayacak kadar cesur olabilmek yaşamın bir
gereğidir. Bu kısa anlar bazen tadından doyulmayacak
kadar güzel olabilir, bazen ölümle hastalıkla ya da bir
felaketle kirlenebilecek kadar korkunç olabilir. Her iki
durumda da kişi tutumunda kararlı olmalıdır. Yani
cesaretle ve metanetle hayatı ve getirilerini
karşılayabilmelidir. Kişisel gelişim bu şekilde başarıya
ulaşır. Yoksa kişiyi pohpohlayan bir kitabı okuyarak bir
an için hayata pembe gözlüklerle bakıp; dışarıdaki
yaşamla karşılaşıldığında afallamakla kişisel gelişim
olmaz. Kişisel gelişim deneyimle gelir. Fırtınalara
göğüs germekle gelişir.

Korkuların İç Yüzü

İnsan için korkular belli bir noktaya kadar koruyucu
olabilir. Tehlikelerden korunmak için korkulara da
ihtiyaç vardır. Ancak aşırı korku sizi sağlam bir limana
bağlasa da yaşamı kaçırmanıza neden olur. Hayat bir
maceradır. Yaşanmayı bekler. Korkular ise garanti ister.
Güvenlik ister. Hayat hiç bir garanti sunmaz. Şimdi
sağsın bir saniye sonra kaza geçirip ölmüş olabilirsin.
Bu yüzden korkulara tamamen tutunmak da yersiz ve
yararsızdır. Osho bununla ilgili güzel bir hikaye
anlatır:

Hikayeye göre adamın biri ormanın derinliklerinde
ilerlerken gecenin karanlığında birden ayağı bir çukura
girer ve adam son anda bir dala tutunarak havada asılı
kalır. Onu hayatla ölüm arasında tutan tek dalı bırakmak
istemez ve bu dala sımsıkı tutunur. Sabaha daha bir saat
vardır ve adam bir eli yorulunca diğer eliyle tutunmaya
devam eder. Güneş ışınları dünyayı aydınlattığında adam
bitkin ve perişan haldedir. Uçurumdan ne kadar yüksekte
olduğuna bakmak için yere bakar. Görür ki yerden 30 cm
yüksektedir. Tutunduğu dal kırılsa adam sadece 30 cm
yukarıdan düşecek ve ona hiç bir şey olmayacaktır. Ancak
adam karanlıkta bunu göremediği için sabaha kadar dala
tutunarak (yaşama tutunarak) o işkenceyi çekmiş. Belki
biraz cesaret gösterip kendini bıraksa 30 cm yüksekten
düşecek ve ona hiç bir şey olmayacak…

 

kişisel gelişim, cesaret, korku, osho

The following two tabs change content below.

Enerji Mühendisliği

Güncel Teknoloji haberlerinin yayınlandığı platform...

Latest posts by Enerji Mühendisliği (see all)

Takip edilen ,,,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.