Yalnızlık Korkusu

Yalnızlık Korkusu

Hangimiz yalnız kalmaktan korkmayız?  Hemen hemen hepimiz yalnız kalmaktan korkuyoruz. İnsan sosyal bir varlıktır. Yaşamak için başka insanlara ihtiyaç duyar. Fakat yalnız doğar ve yalnız ölür.

Yeryüzünde bu soluksuz koşuşturmacanın arkasında bu korku yok mudur? Yalnız kalmamak için arkadaşlar ediniriz. Evleniriz. Çoluk çocuklarımız olsun isteriz. Çok fazla mal ve mülk de göz çıkarmayacaktır. Böylece etrafımızda daima insanlar olacaktır. Yalnız kalmayacağızdır. Ama aslında biz yapayalnız bir varlık değil miyiz? Yeryüzünde sığınabileceğimiz emin bir yer ve insanlar arıyoruz. Onlar da bizimle aynı düşüncededirler. Onlar da yalnız kalmaktan korkuyorlar. Böylece evlerimizi yan yana inşa ederiz. Çok kalabalık yerlerde olmaya çalışırız. Bir sabah uyandığınızda; yaşadığınız yerde ve bütün dünyada hatta tüm evrende, sizden başka tek bir insan olmadığını hayal edebilir misiniz? Sadece 1 dakikalığına bunu düşünmenizi istiyorum. Neler hissediyorsunuz? Bu korkunç bir duygu olmalı… Bir keresinde böyle bir rüya görmüştüm. Rüyamda, uyandığımı ve etrafımda hiç kimsenin olmadığını görüyordum. Çocuklarıma eşime sesleniyor ama bir cevap alamıyor olduğumu gördüm. Sonra sokağa fırladığımı ve rüzgarın etkisi ile sağa sola uçuşan yapraklardan başka hareket eden hiçbir şeyin olmadığını görüyordum. Yürümeye sonra da koşmaya başladığımı hatırlıyorum. Nereye gittiysem hiç kimseyi bulamıyordum. Tüm dünyada sadece ben vardım.  Bu rüyayı 15 yıl önce gördüm ve hiç unutmadım. Bunun üzerinde derince düşündüm. Bedenimle ne kadar çok özdeşleştiğimi fark ettim. Tüm varlığımın sadece bedenim olduğuna şartlanmış olmak; beni böylesi bir yalnızlık korkusuna itmiş ki bu kabusu rüyamda gördüm. Yalnızlıktan korkan kişi bedeni ile gereğinden fazla özdeşleşmiş demektir. Beden ile özdeşleşmek ne kadar büyük olursa, yalnızlık korkusu da o kadar büyük olacaktır.  Oysa ruh olduğumuzu idrak ettiğimizde, bu evrende tamamen tek başımıza olduğumuzu da idrak ederiz. Yani bu durum korkulacak bir şey değildir. Aksine yalnızlık bizim asıl doğamızdır. Kalabalıklarla üstünü örtme çabalarımız, yalnızlığın gerçek manasını kavrayamadığımızdandır.

 

Beden öldüğünde ve ruh olarak bedenden çekildiğimizde, cesedimizin etrafında toplaşan ve ağlayan kalabalıklara sesimizi duyuramayacak olmak, ta baştan beri yalnız olduğumuzu göstermez mi? Doğuştan algısı çok yüksek medyumlar-ki milyonda bir çıkarlar- zaman zaman ruhların titreşim alanına girer ve onlarla ortak bir frekansa girerek vibrasyonlarla iletişim kurarlar. Birçok ruh ile irtibata geçen medyumların söylediğine göre, ruhların bir çoğu kendini hala hayatta sanmakta ve bir şeyler yapma arzusu duymaktadır. Oysa  insan ne kadar yalnızdır. Her bir ruh engin kainatları kuşatır ve her biri yapayalnızdır. Fakat bu yalnızlık, bedenle özdeşleşilirse, korkunç olur, ruh olma idraki ile bakılırsa beklenen ve özlenen şeydir.

Nereye varmaya çalışıyorum?

Yalnızlıktan ve yalnız kalmaktan korkmanın bedenle aşırı  özdeşleşmekten doğduğunu vurgulamak istiyorum. Bu korku ruhun kendi öz korkusu değil, beden olduğuna inanan ruhun korkusudur. Beden kalabalıkları sever, ruh ise yalnız kalmayı sever. Ezelden beri ruh yalnızdı, ve kendi imtihanını başarana kadar ruh yalnız kalacak. Bu yalnızlıktan kurtulmak için tek yol; onu var eden ve beklenen idrake yükselmesini dileyen yüce yaratıcıya sığınmaktır. Gelip geçici olmayan, her daim var olan ve bizi gözeten O yüce yaratıcıya sığınan her ruh, kendi kaynağına evine ve özüne dönmüş olacak. Dünyada bedeni yönetirken bile bu idrake ulaşabilen bir insan için ölüm korkusunun bir ürünü olan yalnız kalma korkusu buhar olup uçacaktır.

 

 

The following two tabs change content below.

Enerji Mühendisliği

Güncel Teknoloji haberlerinin yayınlandığı platform...

Latest posts by Enerji Mühendisliği (see all)

Enerji Mühendisliği

Güncel Teknoloji haberlerinin yayınlandığı platform...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.