Zihin Üzerinde Oynayalım

Zihin üzerinde Oynayalım

Bunun için de zihin faktörü üzerinde oynamak gerekiyor. Yalnız kalın, ve bir odaya çekilin. Loş sade bir oda olsun ve zihninizdeki düşünceleri serbest bırakın. Onlara müdahale etmek, gerilim yaratacaktır.  Kendinizi serbest bırakın ve film izler gibi zihninizde olup bitenleri izleyin. Binlerce anı kayıttan oynatılmaya başlayacak. Bir sürü anı hatıra acı tatlı olay zihninizin ekranını işgal edecektir. Tam da bu noktada, bazılarımız acı bir görüntü geldiğinde efkarlanır. Komik bir görüntü geldiğinde ise kıs kıs gülmeye başlar. Bu durum, kontrolün zihinde olduğunu gösterir. Sizde değil! Yani zihin, sizi güldürebilir ya da efkârlandırabilir. Bunun nedeni sizin kendinizi zihnin bir efendisi değil bir parçası olarak görüp kendinizi ona katmanızdır. Siz kendinizi katmadan izlemeye devam edin. Hatta gelip geçen görüntülere-seslere kulak asmadan izlemeyi sürdürdüğünüzde ve bu alıştırmaları günde 20 dakika yapmaya başladığınızda bir zaman sonra o görüntüler –siz kulak asmadığınız için- çekilmeye silikleşmeye başlar.  Siz acele etmeyin. 2-3 ay bunu uygulamaya devam edin. Anılardan ve geleceğe ilişkin kurgulardan daha az acı çekmeye başladığınızda doğru yolda ilerliyorsunuz demektir.

İşte, kontrol elinize geçiyor. Zihni kontrol altına almanın en iyi yolu,  onu adamdan saymamak ve kulak asmamaktan geçiyor. Denemesi bedava! Deneyin ve görün… Zihnin kontrolünü ele almayı ve sizi, siz istemedikçe etkilemesine izin vermeyecek yeteneği kazandığınızda başka farkındalık denemeleri yapacağız. Yukarıdaki uygulamaları yapmadan bir sonrakine geçmemenizi öneriyorum. Zaman zaman küçük kıvılcımlarla ilerleyeceğimizi belirtmiştik. Bu küçük uygulamalar birer kıvılcım olacaktır. Size acı veren hatıralara kulak asmamaya başladığınızda acının da hafiflediğini hissedeceksiniz.  Bu olumlu gelişme size cesaret verecektir. Ardından bu umursamaz tavrınızı sürdürmeye ve derinleştirmeye devam edin.  Sizi üzen ve değiştirme gücünüz olmayan geçmişin acı anılarını, zihninizde değiştirmeye çalışmaktan vazgeçin. Çünkü bunu başaramazsınız.  Dahası böyle yaparak şimdiki anı ziyan ediyorsunuz. Hayatın tümü bu küçük anlardan oluşuyor ve birçok insan bu takıntı yüzünden anı kaçırıyor. Hayat yaşanmamış, eksik ve tatsız ve kalitesiz oluyor. Onun yerine sizi mutlu eden anılara odaklanmak daha iyidir. Yine de bu anılara fazla takılı kalmamak gerekir. Çünkü yepyeni sürprizleri ile yeni anlar peş peşe geliyor. Ve onlar yaşanmayı bekliyor. Hem de sizin tarafınızdan…

 

 

Hazırsanız Ayna ile bir uygulama yapalım

 

Aynadaki kişinin yani sizin kalıbınızın- bedeninizin gözlerinin içine bakarak “ sen kimsin” diye soracağız. Bu biraz komik bir durum ama farkındalık kazanmak için basit ve kolay bir denemedir. Bunu uygularsanız, bir müddet sonra aynadaki kişinin size yabancı biri gibi geldiğini görürsünüz. Bu özel anları kaçırmayın. İşte bomba geliyor! Aynadaki kişi gerçekte siz değilsiniz. O sadece sizin tasarrufunuza geçici bir süre verilmiş bir bedendir. Giydiğiniz bir elbisedir. Dikkatle bakın ve görün. O elbise yani beden sizin gerçek varlığınız değildir. Aynadaki kişiye bakan kim? Bakan ve yorumlayan kim? İşte bu soruları ısrarla sormaya devam edin. Aradığımız kişi O…

Aynadaki kişiye bakan varlık bizim gerçek, ölümsüz ve bu madde evrenine ait olmayan zaman ve mekana sığmayan, kimi öğretilerin “Ruh” dediği, kimilerinin “öz ben” dediği varlıktır.

Yunus ne güzel söyler;” Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm!”

Gözün yapısını hepiniz bilirsiniz. Göz bir görme aracıdır. Işık cisimlerden yansır ve göz mekanizmasına gelir. Oradan beyne gider ve ilgili noktada bir görüntü oluşturur. Gerçekte beynin içinde görüntü yoktur. Fakat bu görüntüyü algılayan ve yorumlayan kimdir? Bu soru üzerinde çokça kafa yormanızı tavsiye ediyorum. Kafa yorduğunuzda bir süre sonra kafanın dışına çıkma lüksüne de sahip olacaksınız. Kafa alanı içinde kalmak öte alemlerin sorguladığımız bu soruların cevaplarına ulaşmayı mümkün kılmaz.

 

Bilge Olmak İstiyorum isimli kitabımızı okurken zaman zaman böyle zor sorularla karşılaşacaksınız. Bu soruların amacı daha önce idrak edilmeyen, üstünde durulmayan veya çok basit olduğu için zihin tarafından ilgi çekmeyen basit ama kullanışlı tekniklerle bilgeliğe doğru ilerlerken farkındalığımızı arttırmayı hedefliyoruz.

Şimdi biraz daha karmaşık bir alana gireceğiz. Gerçeği kavramak, gerçeğin bilgisine sahip olmak için yüksek bir merak motivasyon ve istek gereklidir. Ön yargılardan uzak ve yönü daha çok sezgiye çevrilmiş temiz bir zihin ve temiz bir kalp gereklidir. Eğer bunlar sizde yoksa yanlış kitabı okuyorsunuz demektir. Eğer varsa okumaya devam edin.

Biliyoruz ki, dış dünyaya 5 duyumuzla bağlıyız. Bunlardan biri olan görme yetisi, dış dünyadan ışığın da yardımı ile göze gelen ışık ışınlarının göz ve ilgili sinir ağları ve nihayetinde beyindeki ilgili merkezde yorumlanması ile sağlanır. Öyle de görme eylemini bizzat yapan ve algılayan kişi kim?  Beyni inceledik ve içinde herhangi bir görüntü bulamadık. O halde görme eylemine şahit olan varlık kim? Ya da gözün arkasından bakan kim? Siz aynaya baktığınızda bakma eylemini gerçekleştiren kim? Şu bir gerçek ki bu varlık kesinlikle beynin ya da bedenin içinde saklanmıyor.  Olup biteni başka bir boyuttan izliyor. Bedeni alın ve parçalayın. Et kemik ve kan bulacaksınız. Bunu yaparken de aradığımız “ruh” seyirden çekilmiş olacak. Yani onu bulmamıza görmemize dokunmamıza imkan yoktur. Çünkü O madde alemine ait bir varlık değildir. Beden nefes alırken onunla ilişkilidir fakat madde aleminde değil başka bir alemden olup biteni izleyip kontrol etmektedir. Bunun karşılığında büyük bir sorumluluk da almıştır.

Pekiyi O nerededir?

 

Bu sorunun da cevabını gelecek yazımızda verelim…

The following two tabs change content below.

Enerji Mühendisliği

Güncel Teknoloji haberlerinin yayınlandığı platform...

Latest posts by Enerji Mühendisliği (see all)

Enerji Mühendisliği

Güncel Teknoloji haberlerinin yayınlandığı platform...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.